19 Nisan 2016 Salı

AYNEN ARKADAŞIM

           
           
             AYNEN ARKADAŞIM…..
            Günümüzde,  iletişim araçlarının geliştiği ve gelişmeye devam ettiği aşikârken,  kurduğumuz iletişim eskisi kadar yoğun ve verimli değil maalesef. Eskilerde anne babalar çocuklarıyla, çocuklar arkadaşlarıyla, kardeşleriyle iletişimi konuşarak kuruyorlardı. Bir çağdaş arkadaş bu iletişime kara düzen iletişim adını veriyor, günümüzde elektronik mecralarda kuruduğu iletişim de çağdaş iletişimi de olarak adlandırmakta. Ona göre çağdaş iletişim insanı yormuyor, germiyormuş. Bir ekranın arkasına saklanıp kurduğunu sandığın şey ne kadar iletişim ise çağdaşlığı da o kadardır. Ruhsuz, duygusuz, bir mermer gibi sert ve soğuk tıpkı kullanan ve savunan gibi yalnız.  Dedelerimizin zamanında ki akşamlarda; misafirler gelir, sohbetler edilir, sıcak, içten, samimi, ortamlarda insanlar ruhlarını dinlendirirlerdi. Ama o muhabbet meclisleri insanı yoruyor olmalıymış ki arkadaşın pek hoşuna gitmiyormuş. Hatta şanslıymış o zamanlarda yaşamadığına.  Zatı şahaneleriyle biraz sohbet ettim.  Adam haklı arkadaş.  Ortaya iletişime geçmek için ne dediysem arkadaş tek kelime ile kendisini ifade edebildi ve dediği gibi kendini hiç yormadı.
“”-Bu gün hava çok sıcak bu mevsimde bu kadar sıcak hava hayra alamet değil, sen ne düşünüyorsun?
-AYNEN
Günümüzde veliler çocuklarıyla çok ilgili görünüyorlar ama aslında ilgisizler, sadece çocuklarının başına bir şey geldiği zaman okula hesap sormaya geliyorlar, eğitim durumları sanki pek umurlarında değil gibime geliyor.
-AYNEN.””
Arkadaşım çağdaş dediği iletişimle tek kelime ile kendisini anlatıyor.
            Bir söz üstadına sormuşlar:
-Efendim hakikat yerine gerçek desek ne olur? Diye.
-Hakikati kaybedersin evlat. Hakikati. Diye cevap veriyor.
            Anlaşılan bizim arkadaş ta onun yerine bu kelimeyi kullanayım, bunun yerine şu kelimeyi kullanayım derken elinde sadece AYNEN kalmış. Onu da sımsıkı tutmuş kaybetmemek için sürekli kullanıyor.
            Peki neden tek kelime duygularını ifade edecek hale geldi? Cevap çok basit konuşmaya gerek duymuyoruz. Kullanılmayan her nesne yok olmaya mahkumdur. Dil ve dili oluşturan kelimeler kullanıldıkça, konuşuldukça yaşarlar. Kelimelerin ömürleri konuşulma süresi kadardır. Kullanmadığımız kelimeler ölmekte, kelime dağarcığımızın sınırları daralmakta, konuşurken kelime bulmakta geçirdiğimiz zamanı eeeeee diyerek dolduruyoruz. Çoğumuz konuşma sırasında meramını anlatırken kullandığı bu eeeeeeeeee lerin farkına bile varamıyor. Konuşma esnasında zaman kazanmaya (kullanılacak kelimeyi aramaya yönelik) çıkarılan bu anlamsız sesler konuşmacının yetersizliğidir. Dinleyicinin dikkatini dağıtan bir faktördür.  Gerçek alemde kullanmadığımız kelimeleri unutmak kaçınılmazdır. Sanal alemde (çağdaş iletişimde) klavye senin yanlış yazdığın (söylediğin) kelimeyi düzeltiyor hatta yetinmiyor, arama motorları bunu mu demek istediğiniz diye sizden akıllı olduğunu yüzünüze çarpıyor. O zaman ne yapıyoruz? Cahilliğimizi gizlemek için “Merhaba” yerine “mhb”, “ nasılsın” yerine “nsl”, vedalaşmak için iyi dilek ve temennilerimiz yerine “by” yazıp durumu kurtarıyoruz. Sonra da AYNEN kelimesine mahkum oluyoruz.
            Kitap okumak çok güzel bir alışkanlıktır. Bir hocam okuduğun kitapta ilk defa duyduğun veya okuduğun kelimeleri bir kâğıda not et. kitabı bitirdiğin zaman o kitabın sana kaç kelime kazandırdığını görürsün, böylece okuduğun kitabın faydalı mı yoksa zaman kaybı mı olduğunu anlayabilirsin demişti. Geçen gün öğrencilerden birinin okuduğu bir kitabı aldım, bir ders saati için. Rastgele bir yerinden başlayıp elli sayfa okudum okuduğum sayfalarda ilk defa karşılaşacağım kelimeleri not almayı düşündüm. Elli sayfada ilk defa duyduğum bir kelimeye denk gelmedim. Anlaşılan kitap günlük konuşmada kullandığımız 200-250 kelimeyle yazılmış. Yani yazar arkadaş bu kadar kelimenin bize yeteceğine kanat getirmiş. Biz de sesimizi çıkartmayarak(kitabını alıp okuyarak) yazarımıza haklısın demişiz.
            Hulasa;  dilimizdeki kelimeleri kullanmalı, çocuklarımıza öğretip onlarında o kelimelerden günlük hayatlarında istifade etmelerini sağlamalıyız. Çocuklarımızın ve öğrencilerimizin kelime hazinelerinin inkişafında ebeveynlerin ve öğretmelerin doğru telaffuz ettikleri sözcükler onların dimağlarının gelişmesinde en önemli faktördür.

           
                                                                                                                 Durmuş YILMAZ
                                                                                                                   Sınıf Öğretmeni








 



18 Nisan 2016 Pazartesi

EL YAZISI ÜZERİNE

Cumhuriyetin ilanından sonra okullarda bitişik eğik el yazısı kullanılmıştır. Hatta hepimiz o yıllardan itibaren ülkemizdeki okur-yazar oranın hızla artığını söyler gururlanırız. Aksini iddia eden yoktur zannımca. Hatırlayanımız vardır dedelerimizin ninelerimizin el yazıları vardı, inci gibi, okuduktan sonra uzunca güzelliğine baktığımız. O dönemin yaşlısı genci, bitişik eğik yazıyı çok iyi öğrenmiş ve kullanmıştır. Belirtilen dönemde diplomalar, nüfus cüzdanları, tapu kayıtları vb. birçok belge ve o zamanlar hayatımızdan henüz çıkmamış hatta vazgeçilmez haberleşme aracımız olan mektuplar bitişik eğik yazı ile yazılmıştır. Şimdi sormadan edemiyorum. Bu yazı bize uygun değildir diyenlere. Bu topraklarda yıllarca, Cumhuriyetin ilanından sonra, bu yazıyı kullanmış, okumaktan çok bakmaya doyamayacağımız mektuplar yazmış, notlar tutmuş, bir resim tablosundan farksız şekilde bakanda estetik zevk uyandıran bitişik eğik yazıyı yazanlarla bizim ne farkımız var? Onlar mı bizden değildi, biz mi onlardan değiliz? Bitişik eğik yazı estetik bir görünüme sahiptir. Yazıya bakanda bir güzellik duygusu uyandırır. Belki burada asıl sormamız gereken soru sistemli bir şekilde oturmuş kabul görmüş ve aktif olarak okuma yazma bilenlerin yüzde yüzünün kullandığı bir yazı tipinin neden değiştirilip dik temel harflere geçilmiştir. Eğitim başta olmak üzere her konuda örnek aldığımız muasır medeniyet gözüyle bakıp, yakalamayı amaçladığımız Avrupa'nın önde gelen ülkeleri İrlanda, Finlandiya, Norveç, İsveç, Danimarka, Fransa, İngiltere, Almanya, Belçika gibi birçok ülkede hatta Kanada da bitişik eğik yazı ile okuma-yazma öğretimine başlanmaktadır. Burada hareketle olacak ki biz de 2004 yılında tekrardan bitişik eğik yazı ile yazmaya geri döndük. Yani bildiğimiz ama unuttuğumuz bir beceriyi tekrar öğrenmeye, keşfedilmiş ama nerede olduğunu unuttuğumuz veya unutturulduğumuz kıtayı yeniden keşfe çıktık. Tabi yol zor meşakkatli ve çetin bir yol. Ne gerek vardı. Kalsaydık ya orada neden terk ettik ve şimdi neden geri keşfetmek için enerjimizi harcıyoruz. Bu soruların varyantlarının sınırı yoktur. Enerjimizi soru varyantlarıyla oluşturacağımız tartışmalara ayırmak sadece bizi yoracaktır. Bitişik eğik yazının çocuklarımıza faydası var mı dır? Sorusuna doğru cevap verebilirsek ve cevabı anlamak istersek(!) unuttuğumuz ya da unutturulan kıtayı daha kısa sürede keşfedebiliriz. Bitişik eğik yazı yazmanın çocuklarımız ve öğrencilerimiz üzerinde gayet olumlu tesirleri vardır. Özellikle dil beden zihin gelişimine katkıları, okuma hızını ve dinlerken not alma hızını arttırdığı yapılan birçok bilimsel araştırmayla ispatlanmıştır. Bitişik eğik yazı yazarken harfler birbirlerine sürekli bağlı olduğundan öğrenci sürekli dikkatini harfleri doğru bağlantı noktalarından doğru bağlamaya çalışmakta, bu durum yazıyı yazanın dikkatinin sürekli yazdığı yazı üzerine odaklamasına zorlamaktadır. Bu odaklanma sonunda öğrenci yazdığı metindeki kelimeler arasındaki ilişkiyi zihninde sürekli canlı tuttuğundan metin içesindeki anlatılanlar arasında ki bağlantıyı kaçırmamış olacaktır. Bu durum anlama becerisini gelişmektedir. Bitişik eğik yazıdaki süreklilik, akıcılık, hız bir bütünlük içesinde öğrencinin anlama, sorgulama, olaylar arsında ilişki kurma gibi becerilerini geliştirmektedir. Bitişik eğik yazı ile güzel yazmayı öğrenen bir çocukta yazı yazma isteği artacaktır. Güzel olan her şey insanı mutlu eder. Hele ki bu güzel olan ürün kendi el emeğimiz ise mutluluk daha da artar ve yeniden yapma isteği doğar içimizde. Bitişik eğik yazı kesintisiz olmasından dolayı bir bütünlük gösterir göze hoş görünün estetik bir değeri vardır. Okul öncesi ana sınıfında bitişik eğik yazıya hazırlık çalışması yapan öğrencilerin ana sınıfında bu eğitimi almayan öğrencilere göre birinci sınıfta daha hızlı yazmışlardır. İmla kurallarını uygulamada, okunaklı yazı yazmada daha başarılı oldukları, yazdıkları yazıyı beğendikleri ve öğretmenlerin en çok sorun yaşadıkları konulardan biri olan öğrencilerin yazı yazmakta istekli olmaları konusunda bu sınıfa giren öğretmenlerin bu sorunu yaşamadığı, öğrencinin yazdığı güzel yazısıyla kendi gözünde eseriyle mutlu olduğu görülmüştür. Tüm bunlar bilimsel çalışmalarla ortaya konulmuştur. Demek ki okumaya yazmaya hazırlık çalışmalarına ana sınıfında başlamanın gerekliliği ortadır. Bu durum çoğu velinin ana sınıflarını çocuk bakımevi gibi görmelerinin de önüne geçecektir. Bitişik eğik yazısına karşı çıkan öğretmen arkadaşlarımla yaptığımız sohbetlerde, arkadaşlarım, bu harflerle eğitim okuma yazma öğretim faaliyetlerinin zorluğundan yakınmakta ve dik temel harflerle okuma yazma çalışmalarının daha hızlı ve kolay olduğunu savunmaktadırlar. Gerekçelerini de;“Bitişik eğik yazı çalışmalarında okuma yazmanın temeli olan çizgi çalışmalarına daha fazla zaman ayırmak zorunda kalıyoruz. Bu durum öğrencilerin okuma geçme sürelerini uzatıyor. Dik temel harflerde harflerin yazılış yönünü öğretmemiz yeterli iken bitişik eğik yazı çalışmalarında harflerin yazılış yönleri yanında birleşme yönlerini de öğretmek için zaman harcıyoruz, bu durum bizleri de öğrencileri de bizi de yoruyor. Öğrenciler harflerin bağlantı yerlerini tam öğrenemedikleri zaman yazıkları okunaksız oluyor bu durum bizler de öğrenciler de öğrenci velilerinde de bıkkınlığa sebep oluyor.” Şeklinde ifade etmektedirler. Okuma yazma çalışmalarına ayrılan sürenin uzunluğu öğrencinin el kas koordinasyonunu gelişmesi açısından çok önemlidir. El kas koordinasyonunu tam olarak kazanmış öğrencilerin yazı yazma becerileri kazanamayanlara göre daha iyidir. Yani burada harcanan zaman bir kayıp değil çocuğun hayatı boyunca kullanacağı yazısının güzel olması bakımından sağlam atılmış bir temeldir. İnsan bir şeyi bildiği kadar öğretir. Kimseden bildiğinden fazlasını istemek doğru değildir. Bir sınıf öğretmeni olarak üniversitenin eğitim fakültesinde sadece görsel sanatlar dersinde ve sadece harflerin yazımını öğrendiğim 1 dönemlik bir eğitim aldım. Gerisi tamamen bana kalmış. Kendimden hareketle diyorum ki bitişik eğik yazı konusunda mutlaka bir eğitime ihtiyacım var. Bu konuda benim eğitme ihtiyacım yok ben biliyorum diyen arkadaşlar ise bildiklerini öğretemiyorlar demektir ki yine eğitim ihtiyacı çıkmaktadır ortaya. Çocuk öğrenemiyor diye bir bahane kullanım süresini doldurmuştur. Bitişik eğik yazı konusunda öğretmenler mutlaka bir eğitme alınmalı eksiklerinin farkına vardırıp verilecek eğitimle bu eksikler giderilmeli sene başı sene sonu seminer dönemleri bu iş için çok uygun zamanlardır.


                                                                                                     Durmuş YILMAZ
                                                                                                     Sınıf Öğretmeni